Her şehir ayrı bir coğrafya,   Her coğrafya ayrı bir iklim, her iklim ayrı bitki örtüsü, her bitki
örtüsü de ayrı bir aroma, ayrı bir şifa içerir aslında.
Ve her coğrafi yapının da ayrı bir mikro kliması, ayrı bir toprak yapısı ayrı bir toprak
kabiliyeti  vardır. Dolayısıyla ayrı bir bitki örtüsüne sahiptir. Bölgenin hakim bitki yapısı ve
diğer flora ve fauna bir araya geldiğinde oluşturdukları harmanla ayrı bir koku tat ve
lezzet katarak bir aromaya sahip olmaktadırlar. Ve tat, koku ve lezzetle o bölgenin
meşhur bitkileri haline gelirler.  Malatya'nın kayısısını Isparta'da  Isparta'nın gülünü de
Malatya'da yetiştiremezsizsiniz. Dolayısıyla her kentin bitki örtüsü ve onun sağladığı bitki
aroması birbirinden oldukça farklıdır ve farklı şifaları içerir.
İnsanlar şifalarını genellikle gıdalardan almaya çalışırlar ve alırlar. Oysa kokularda şifadır.
Zira hem gıda hem de kokular hem zehirleyici hem de iyileştirici özelliği de sahiptirler.
Mühim olan doğal ve sağlıklı aromayı yakalamak ve gerekli şifamıza da kavuşmuş
olmaktır.
Bir bölgede bir coğrafyada bir kentte gördüğümüz ot diye tarif ettiğimiz bitkiler sonsuz
çeşitliliğe sahip değiller belirli bir türleri vardır  ve belli bir orandadırlar. O kentin havasına
ayrıcalık katan şeyler aslında  bitki örtüsü,  coğrafi yapısı  ve mikro klima özellikleridir .
Dünyada yaklaşık 20 000 çeşit  flora tespit edilmiştir bunun  Bunun 5000 kadarı ülkemizde
yer almaktadır  Her bir kentimizde de 600 ile 1500 adet bitki çeşidi bulunmaktadır.  Bu
bitkilerin 25 ila 200 adeti sadece kendi bölgesinde kendi coğrafyasında has yetişen
bitkilerden oluşmaktadır  Dolayısıyla aromayı bir orkestra gibi düşünürsek her bir bitki
çeşidini de orkestrayı oluşturan enstrümanlar gibi düşünebiliriz ve hep birlikte
oluşturdukları bir ahenkle bir  aroma meydana getirirler. Bizim zararlı ot olarak
gördüğümüz bitkiler  aslında o iklimin aromalarını  şifasını oluştururlar.
Dolayısıyla şehirlerde parklara ektiğimiz  birkaç çeşit ağaç cinsi gül cinsi  ve zeminini
kapladığımız  çimenler çayırlarla,  esasında o kentin aromasını yakalayamıyoruz.  O
coğrafyaya has bitki ne varsa yani  ot diye tarif ettiğimiz şeyler de parklarda fazlasıyla
bulunmalıdır  en azından. 
Kentlerimizde maalesef coğrafyanın bize sunduğu o has aromayı yaşayamıyoruz.
Betonla örtünen zeminler yollar sahalar fabrikalar bacalar  Bizim o coğrafyanın gerçek
aromasını hissetmemizi engelliyor. Kentlerimizde  Bu aromayı tamamen kaybetsek te hiç
olmazsa bir miktarını geri yakalama şansımız var hiç olmazsa bir kısmını. Mesala kentin
bazı bölgelerine bizim beğenmediğimiz ot diye tarif ettiğimiz bitkilerden ot parkları
yapabiliriz . Yada parklarda ve diğer açık alanlarda kısmı de olsa bölgeye has bitkiler
yetiştirebiliriz beklide. Bunlar ayrı uzmanlık alanı konuları.
Şu an yaşadığımız pandemi döneminde de  Covit 19 diye tarif ettiğimiz mikrop  en fazla
akciğerlerimizi tahrip etmektedir. Coğrafyamıza has  bozulmamış aromatik bir havada
yaşayarak sağlam ciğer sağlam aromatik hava da bulunur  da diyebiliriz.
Doğal yapısı ve  bitki örtüsü bozulmamış  Bir coğrafyada  Nefes aldığınız zaman  Nelere
iyi geldiğine bizzat şahit olmuşuzdur. Doğal aramanın iyileştirici gücü hiç  bir zaman
yadsınmalıdır.    Sağlıklı hava  Zengin arama  İçeren bir coğrafyada  Nefes alıp vermek
Hepimizin hakkıdır. Saygılarımla 30,12,2020
Şehir plancısı  Ali AKTAŞ

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.